Dans denildiği zaman akla gelen ilk boksör; Muhammed Ali’dir.’’Kelebek gibi uçar, arı gibi sokarım’’ lafı ile dillere destan olan bu sporcu, ringlerde dansın figürünü çizmiştir. Boks, gerçekten bir dansdır. Ringin dört tarafı çevrili alanı içinde boksörler el, ayak, kafa, kollar her yerlerini hareket ettirirler. Beden olağanüstü bir ritim içerisinde hareket eder. Yaşam ile iç içe olan güdüsel hareketlerdir. Boks da yaşamın ta kendisi olduğu için dans ile güçlü ve büyük bir bağı vardır.

Boks ve dans arasında spesifik bir bağ yoktur. Ritmi ve hareketleri aynı anda yapmayı gerektiren dans sanatı, tıpkı bu spor sanatı gibidir. Akıl, denge, beceri, güç, strateji ve daha birçok dinamiği içerisinde barındırır bu iki dal da… İki dalda da canlılık vardır, hareket vardır, eneri ve güç vardır. Her zaman ritmi yüksektir. Her zaman enerjisi yüksektir. Hele ki bu iki dal, profesyonel olarak icar ediliyorsa her şey görsel bir şölene dönüşür. Geçmişten hatırladığımız Muhammed Ali ringde adeta en güzel figürleri tüm bedeni ile yapardı. Ringi sallardır. İzleyenleri heyecanlandırır, salonu coştururdu.

Hareketli bir şekilde dans hissedilerek yapılan iki daldır. Birçok duygunun dışa vurumu, dışa aktarımıdır. Dans edebilmek  bir sanattır. İkisi de ciddi oranda yetenek ve beceri isteyen alanlardır. Her ikisinin de bir müziği ve ritmi vardır. Hareketler ile müzik birleştiğinde ortaya olağanüstü bir görsel şölen çıkar. Hem izleyenler hem de icra edenler büyük bir keyif alır. Hareketler bütünü ve döngüsüdür.Hem boks hem de dans sadece ve sadece bedenin değil;ruhun da ritmidir.