Boksör Jack London

BİRİNCİ BÖLÜM

Boks menajeri Sam Stunber adına gelmiş mektupları açıyordu. Ne tuhaf mektuplar alıyordu şaşarsınız! Spor konularına aklı eren ya da ermeyen herkes, başka işleri güçleri yokmuş gibi, kağıdı kalemi alıp döşeniyor du! Bir boks menajerine ne yazılır ?  Artık aklına ne gelirse… Kimi yumruklarını konuşturmaktan söz açar; kimi bahis önerir ; kimi bol keseden vaatte bulunur… Hatta uğur getireceğin iddasıyla,atnalı, tavşan ayağı gönderenler bile çıkıyordu. Birinde, zarf içinde, kurumuş bir parmak çıkmıştı; insan parmağı evet! Bir cesetten kesilmiş.. Durun daha beteri çıkmıştı bir gün, bir zarftan: linç edilmiş bir zencinin derisinden yapılma ustura kayışı!.. Bu hepsinin tuzu biberi olmuştu ve artık ne gelirse gelsin, Sam Stubener olağan karşılıyordu.     Bugünkü mektuplar arasında gerçekden ilginç bulduğu bir tane vardı. Bir dağ köyünden postaya verilmiş olan mektubu tekrar tekrar okudu. Mektup da şöyle deniyordu:

”Sam bey,

”Belki beni gıyaben tanıyorsunuzdur. Ben ringlerden uzaklaşalı yıllar oldu. Ayrıca aramızda yaş farkı da var. Ancak dünyadan el etek çekmediğim gibi, neler olup bittiğini iyi kötü izliyorum… Söz gelimi ne zaman boksa başladığını, Kal Aufman ‘ ın seni ne zaman nakavt ettiğini menajerliğe niye başladığını günü gününe bilirim!

”Sözün kısası, size bir öneride bulunmak istiyorum: Tanıdığım biri var burada. Müthiş bir şampiyon adayı! (Dalga geçtiğimi sanmayın) Yaşı yirmi iki. Kilosu yüzün üstünde. Bir yumrukları var vurduğu yerden ses geliyor inanın! Benden bile hızlı.

”Bu delikanlı oğlum olur. Adı pat glendon. Ringlerde bu adla ünlenecek. Ben her şeyi tasarladım. Onu bir kez gör yeter. Yalnız, buraya gelmen gerekiyor.

”Bizzat yetiştirdim delikanlıyı. Görsen, olağan üstü bir şey oldu. Ne biliyorsam öğrettim. Bütün tekniklerimi kazandırdım. O, benden de öğrendiklerinin üstüne çıktı! Sözün özü dört dörtlük bir boksör oldu bu çocuk. Kısa zamanda tüm rakiplerine fark atacak, göreceksin! Kendine özgü bir vuruşu var… Makine gibi yumruk sayıyor karşıdakine. Küçük bir darbesi bile narkoz gibi uyutmaya yeter!

”Beyaz boksörler arasından bir yıldız gibi parlayacak benim oğlum! Senden ricam, onu gözlerinle görmen…

”Duyduğuma göre ava çıkmayı seviyor muşsun. Bizim buralarda av da, balık da istemediğin kadar bol.. Gerçi ben yaşlandım; ama oğlumla çıkarsınız . Evet senden bir isteğimde bu: Onun menajerliğini üstlenmen. Doğrusu o ya benimde aklımdan geçmedi değil. Sonra düşündüm ki, bu işler bizden geçti… Bugün varsam yarın yokum. Gelecek sizlerindir. Bir an önce gel. Sözleşmeyi yapalım… Sevgiyle kucaklıyorum . Pat Glendon

Birileri beni işletiyor olabilir, diye düşündü Sam Stunbener başlangıçta. Yazıyı inceledi. Ola ki tanıdık birinin el yazısıydı. Kuşkulandığı kişilerin yazısına benzer bir yanı yoktu. Gerçekten  Pat Glendon yazdıysa mektubu, ilgilenmeye değerdi doğrusu. Eskiler dendi  o. Boksun babası sayılırdı. ”Koca Pet” diye nam salmıştı ringlerde. Boksta ingiliz kuralları geçerliyken dövüşmüş, sonra bırakmıştı. Bu sporla az çok ilgilenen biri onun adını iyi bilirdi. Dövüştüğü günleri hatırlayan pek çıkmazdı ama.. Artık tarihe mal olmuştu. Ünü biraz abartılı gibi gelebilir. Sayısız galibiyeti var; ama, kaç kez şampiyonluğun eşiğinden döndü. Talihsizlikler yaşadı adam. Birinde ringin tahtaları çöktü, kolu kırıldı! Birinde düşüp bacağını kırdı! Teksas    daki karşılaşmada, tam rakibini devirecek ken polis salonu basmış, yasa dışı maç yapılıyor diye karşılaşmaya engel olmuştu… San Fransisco’daki son maçı ise ayrı bir talihsizlikti: Dolandırıcı müşterek bahiscilerin kurbanı olmuştu burada. Rakibini nakavt ettiği halde elenmişti! Kurallara uygun dövüşmesi dikkate alınmamıştı. O zaman Pat, kendisini asıl nakavt eden kör talihine küserek ringlere veda etti. Sam Stunbener’ e bu mektubu gerçekten o yazmıştı?

İşin içinden çıkamayan Sami San Fransisco’da kime rastladıysa Pat’le ilgili sorular yöneltti. Neredeydi? Yaşıyor mu yoksa ölmüş müydü? Ne işle meşguldü ? Kimlerle görüşüyordu? Gel gelelim  kimseden tatmin edici cevap alamamıştı. Ta ki Tim Donavan’ a rastlayıncaya dek.

”Hayır!” diyordu Donavan. ”Pat hayatta adım gibi biliyorum. Maddi yönden de bir sıkıntısı olduğunu sanmıyorum. Tutumlu adamdı. Maçlarda eline geçen parayı çarçur etmezdi. Hayatta, sudan başka içkide içmezdi. Kabareler işletirdi; kazancı çok iyiydi. Karısı ölünce hepsini elden çıkardı. Alıp başını gitmek istiyordu. Kent yaşamından sıkıldığını, doğada yaşamak istediğini söylüyordu. Birde küçük çocuğu vardı o zamanlar. Henüz kucak taydı oğlan mıydı yoksa kız mı, bilemiyorum. Bu dediklerim yirmi yıl öncesi. Şimdi büyümüş olmalı. Vedalaştık dan sonra bir daha hiç karşılaşmadık. Ama yaşadığından kuşkum yok!”

Ertesi gece Sam Stubener Kuzey Kalifornia’ya giden bir trenin içindeydi.